Sevgili veliler ve öğrenciler,
Sbs Ygs ve Lys deki sınav korkunuza, okullardaki Matematik ve Geometri kabusunuza son verecek merkezimiz açılmıştır....
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
24 Kasım 2010
Öğretmenim
Bugün 24 Kasım. Öğretmenler günü. Nedendir bilmem ama her 24 Kasımda hüzünlenirim. Öğrencilerimden, öğretmen arkadaşlarımdan ve buna benzer birçok dost ve ahbaptan mailler, mesajlar ve telefonlar gelir ama yinede hüzünlüyümdür öğretmenler gününde. Ama nedenini bir türlü anlayamam.
Öğretmenler olarak bizim için ne anlamlı olması gereken bir gündür bugün. Bütün öğretmenlerin yılda bir kez de olsa hatırlandığı, “bizim bir öğretmeniz de vardı” denildiği bir gündür bugün. Yani hatırlanırız. Hemen hemen herkes halimizi hatırımızı sorar. Hepsine teşekkür ederiz. Sağ olsunlar. Sonra 25 Kasımda her şey unutulur fedakar öğretmenim çalışmaya devam eder, çabalar, didinir emek vermeye devam eder ama bir türlü karşılığını alamaz.
Ben öğretmenleri maç yöneten hakemlere benzetirim. Bir hakem için seyirciler veya sporcuların tavırları ne olursa olsun maçı yönetilecektir. Hakem çıkar maçını kurallar dahilinde yönetir ve dışarıdan gelen tepkiler onu ilgilendirmez. Seyirciler kötü söz kullanmış, futbolcular hakaret etmiş, kulüp yöneticileri hesap sormuş onlar için hiçbir önem arz etmez. Her maçta seyirciler ve takımlar değişir ama o yine işini yapar. Elinden geldiğinin en iyisini yapar. Ama kimseye yaranamaz. Her zaman kötüdür. Bugün bu takım oyuncuları ve taraftarları alkışlar ama kötü sonuçlar aldıklarında işler değişir. Bir günah keçisidir hakem. Kötü sonucun faturası hep ona kesilir. Hele bir de eleştirmenler vardır ki sormayın. Acımasızca eleştirirler. Kimdir bunlar? Aslında hayatları boyunca bir kez bile maç yönetmemiş kişilerdir bunlar. Empati yapabilecek kapasiteleri yoktur. Ama kitleleri bu kadar bilgileri ile etkiler. Aslında çok akıllı gibi görünen ve hatta okumuş o konuda bilgi sahibi olanlar da onların galeyanlarına gelirler. Bir anda ipi kesilir hakemin.
İşte bizde böyleyizdir. Maçımızı yönetiriz ama bir türlü yaranamayız. Peki, kolay mı yetişiyor bu öğretmenler? Hiç de kolay değil. Üniversite sınavlarında en yüksek puanlardan biri oldu artık öğretmenlik. Ya sonrası? Üniversite bitince tekrar sınavlar ve atanmayı beklemek bayağı uzun bir süreçtir. Bu süreçten sonra kolay mı sınıflarda ders anlatmak? Hadi bakalım, siz bir tek çocuğunuzla evde uğraşın. Öğretmenin sınıfında ondan 40-50 veya daha fazlası var.
Her öğretmen bulunduğu konumda en iyisini yapmak için mücadele eder. Zorluklarla mücadele eder. Öğrenci, veli, yönetici, müfettiş… Herkesin gözü öğretmendedir. Aman bir yanlış yapsın da hemen yakalayalım, şikayet edelim haddini bildirelim. Kimdir bunlar? Maalesef cahiller. Çoğu bir öğretmenin yarısı kadar okumamışlardır bile. Ama işin asıl acı olan tarafı da öğretmenin sorumlu olduğu makamlar onlara fırsat verir ve hatta destekler. Ama neden? Neden değersizdir bu kadar öğretmenler? Kolay mı yetişiyor bu insanlar? Biz öğretmenler olarak sizden çok fazla bir şeyler istemiyoruz. Atatürk’ün en fazla değer verdiği meslek olan öğretmenliğin eski saygınlığına kavuşmasını istiyoruz.
Buradan öğretmen arkadaşlarıma da seslenmek istiyorum. Unutmayalım ki her maçta seyirciler ve oyuncular değişmektedir. Onun için hakemin kendini bilmez bir seyircinin veya haddini bilmez bir oyuncunun söylediği veya yaptığı bir davranıştan alınmaması gerekmektedir. Görevini en güzel şekliyle ifa ettiğine vicdanen inanması yeterli olacaktır.
Bu duygularla tüm meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum. Unutmamalıyız ki bizim Başöğretmenimiz Atatürk’tür.
Murat OKUR 24 Kasım 2010
Sevgili veliler ve öğrenciler,
Sbs Ygs ve Lys deki sınav korkunuza, okullardaki Matematik ve Geometri kabusunuza son verecek merkezimiz açılmıştır....
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
By A Web Design Company






![]() | Bugün | 125 |
![]() | Dün | 362 |
![]() | Bu hafta | 125 |
![]() | Geçen hafta | 6285 |
![]() | Bu ay | 12882 |
![]() | Geçen ay | 24555 |
![]() | Toplam | 199378 |